ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     05 TEMMUZ 2020 , PAZAR

   ŞUBE GİRİŞ SAYFASIŞube Giriş Sayfası

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2018/Ocak

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2019/MAYIS 16

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

22 MART DÜNYA SU GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 22.03.2013  Güncellenme Zamanı: 22.03.2013 10:07:17  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

Suya erişim insan hakkıdır, bu hak ancak suyun doğru bir şekilde yönetimi ile
mümkündür!

Her ne kadar dünyanın dörtte üçü su ile kaplı denilse de, insanların kullanabilecekleri
su miktarı oldukça azdır. Dünya yüzeyindeki suların % 96,5`i denizlerde, % 3,5`i ise
karalardadır. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere dünya yüzeyindeki suların ancak %
3,5`i insan kullanımına uygun tatlı sulardır. % 3,5`lik tatlı su miktarının % 1.74`ü karasal
buzullarda katı halde bağlanmış durumdadır. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere
dünya yüzeyindeki suların sadece % 1.76`sı insan kullanımına elverişlidir.

Bugün milyonlarca insan su kaynaklarından yararlanamamakta ve susuzluktan
ölmektedir. Buna rağmen her geçen gün artan çevre sorunları su kaynaklarını
kirletmekte, hızlı nüfus artışı, sanayileşme, vahşi sulama teknikleri, yer altı sularımız
bilinçsiz kullanımı, küresel ısınma gibi nedenlerle su miktarı azaltmakta ve azalan
kaynakların paylaşımında eşit ve adil olmayan büyük sorunlar yaşanmaktadır.

Her ülke kendi kaynakları üzerindeki mutlak kullanım hakkını kullanmak, depolamak
ve kullanım miktarını en üst düzeye çıkartmak çabasındadır. Su kaynaklarındaki
azalma su kullanıcıları arasında olduğu gibi ülkeler arasında da gerilimin artmasına
neden olmaktadır. Bu nedenle dünyada savaşların su paylaşımından çıkacağından
sıklıkla bahsedilmektedir. Suyun ticari bir mal olarak gören sermayedar zihniyet de
bunu körüklemektedir. "Sudan sebeple kavga edilmez, kavga edilecekse sudan daha
iyi sebep olmaz" diye bir söz vardır. Evet günümüzde "su" savaşacak bir sebep haline
gelmiştir artık.

Ülkemiz de sanıldığı gibi su zengini değildir. Şu an için su fakiri olmasak da su stresi
yaşayan bir konumda yer almaktayız. Bütüncül bir su politikası ve suyun yönetimiyle
ilgili temel ilke ve yöntemler olmadığından bu durum Ülkemiz açısından ciddi bir tehlike
oluşturmaktadır.

İlimizde de su kaynaklarımızın dengeli kullanımı konusunda başarılı olduğumuz
söylenemez. Antalya`da bilindiği üzere yer altı su kaynakları kullanılmaktadır. Kaçak
sondaj kuyularının çok yaygın olduğu ve su tüketiminin fazla olduğu bilinmektedir.
Bunların tespiti yönünde denetim yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle de yer altı su
seviyesi gittikçe düşmekte, beraberinde farklı sorunlar da doğurmaktadır. Bununla
birlikte İlimizdeki hızlı nüfus artışı, betonlaşma ve turizm yoğunluğu da su tüketimini
ciddi anlamda arttırmaktadır. Kişi başı 1 kişinin günlük su tüketimi 220 ila 250 lt/
gün, 5 yıldızlı bir tesiste ise ortalama 650 lt/gün olarak belirlenmiştir. Türkiye`nin 6.
büyük şehri konumuna yükselen ve 2 milyonun üzerinde nüfusa sahip olan İlimizde,
2012 yılında yaklaşık 10 milyon turistin ziyaret ettiği ve her yıl artarak devam edeceği
düşünüldüğünde su kaynaklarımızın yönetiminin önemi daha net anlaşılmaktadır.

Kentlerimizde milyonlarca kişiye çağdaş yaşama uygun yeterli, temiz ve karşılıksız su
sağlanamamaktadır. Şebeke sularına olan güven her geçen gün azalmakta ve daha
fazla para ödeyerek içme suyunu piyasadan almayı tercih etmekteyiz. Büyük bir rant
kapısı olan piyasadan satılan suların ise ne derece temiz ve güvenilir olduğu, ne kadar
denetlendiği kamuoyunun da bildiği üzere tartışma konusudur.

Su ticari bir meta olarak görülmemelidir. Suya erişim insan hakkıdır! İnsanların bu
hakka ulaşabilmesi de ancak suyun korunması ve doğru bir şekilde yönetilmesi ile
mümkündür.

Hal böyle iken 20 yıl önce "Dünya Su Günü" olarak kabul edilen bu günün kutlanacak bir
gün değil üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir gün olduğunu düşünüyoruz.
Çevre mühendisliğinin ana konularından olan "su kirliliği kontrolü ve yönetiminde"
sorumlu ve yetkili meslek disiplinini oluşturan çevre mühendisliğinden de istifade
edilerek su kirliliğinin kontrolü, su tüketiminin kaynakta azaltılması, tekrar kullanımı,
geri dönüşümü ve geri kazanımı uygulamalarının üzerinde durulmalı, su yönetiminde
yenilikçi yaklaşımlar dikkate alınmalı, İlimiz ölçeğinde ve Ülke genelinde su
politikalarının geliştirilmesi sağlanmalıdır.



Lokman Atasoy
TMMOB ÇMO
ANTALYA İL TEMSİLCİSİ


Okunma Sayısı: 771

Antalya Şube Kaynaklı Basın Açıklamaları »
Tüm Basın Açıklamaları »

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.