ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     23 EYLÜL 2020 , ÇARŞAMBA

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2018/Ocak

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2019/MAYIS 16

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ TASLAĞI HAKKINDA ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI GÖRÜŞÜ

    Yayına Giriş Tarihi: 12.10.2012  Güncellenme Zamanı: 12.10.2012 17:39:15  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Taslağın Geneli Üzerindeki Görüş ve Değerlendirme

Teklif

  

1- Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Taslağının yürürlüğe girmesi ile birlikte bazı yönetmeliklerin yürürlükten kaldırılacağı belirtilmektedir.

1- Bu noktada yürürlükten kaldırılacağı belirtilen diğer yönetmelikler hükümlerinin tamamının bu yönetmeliğe aktarılması gerekmektedir.

2- Nüfusu 300 kişinin altında olan yerlerde fosseptik kullanımının uygun olacağı belirtilmektedir.

  

  

2- Ancak nüfusu itibari ile fosseptik uygulaması yapılacak orman köylerinde Orman Genel Müdürlüğünün genelgesi gereği mülkiyeti orman olan alanların tahsisi son derece güç olup, bu tür alanlarda fosseptiğe kesinlikle izin verilmemektedir. Bu sebeple nüfusu son derece az yerleşimler için bile atıksu bertaraf sistemi kurulması gerekliliği doğmakta ve son derece uzun tahsisi sürecinde ön tahsis taahhütnamesi gereği gerçekleştirilmesi istenen işlemler ( imar planı, kurum izinleri, röleve planları vb. ) sebebiyle kısa sürede hayata geçirilecek atıksu betaraf sistemleri zamanında kurulamamakta ve kirlilik artmaktadır.

 

Bu sebeple, Bakanlığınızın Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile orman köylerinde fosseptik yapımına izin verilmeyen genelgesinin değiştirilmesi ve ön taahhüd sürecinin makul hale getirilmesi için görüşmeler yapması son derece önem arz etmektedir.

3- Su Kirliliğinin önemli boyutlara geldiği günümüzde revize edilen Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin özellikle önemli ve eylem planları hazırlanan nehir havzaları içinde faaliyette bulunan sanayi tesisleri açısından özel ve daha kısıtlayıcı hükümler içermesi gerektiği düşünülmektedir

  

3- Kaldı ki 5216 sayılı yasa ile Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin yetki ve sorumluluk alanı içinde faaliyette bulunan sanayi tesisleri atıksularını arıtma sorumluluklarını dahi bu idarelere yüklemeye çalışmaktadırlar.  Bu sebeple Orman ve Su İşleri Bakanlığınca Koruma Eylem Planları hazırlanan ve takip komisyonları kurulan önemli havzalarda daha fazla sanayi tesisi kurulmasına kısıtlama getirecek yada mevzuat açısından mümkün değilse atıksu deşarj kriterleri açısından mevcut su kirliği kontrol yönetmeliğinin 37.  ve taslak yönetmeliğin  36. maddesini gereği Bakanlığınızca ve MÇK marifati ile deşarj izni düzenleyen İl Müdürlüklerince öngörülen sınırların ötesinde kısıtlamalar yapılmaya başlanmasına yönelik maddeler taslağa eklenmelidir. ( Örneğin 36. maddede ilgili bölüme "önemli havzalar içinde faaliyette bulunan sanayi tesislerinin sağlaması gereken alıcı ortam standartları İl Müdürlüklerince mevcut alıcı ortam kalitesi tespitinden sonra ayrıca değerlendirilecektir" şeklinde bir ifade eklenmeli.)

4- Birinci Bölümün Madde 3‘deki tanımlar kısmına, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Taslağının içerisindeki cümlelerde kullanılan "Yüzeysel su" ifadesinin tanımı da ilave edilebilir. (Yüzeysel su: Kaynak suyu, çay, dere, nehir, ırmak, tabii ve yapay göller ile geçiş ve kıyı suları)

 

Aynı şekilde taslak içerinde geçen "Yüzme suyu"nun tanımı da Madde 3‘deki tanımlar kısmına ilave edilebilir. (Yüzme suyu: Tüm akan su veya durağan su veya bölümleri veya yüzmenin açıkça resmi olduğu veya yüzmenin yasaklı olmadığı deniz suları)

 

Taslak Maddesi

Görüş ve Değerlendirme

Teklif

Madde 3

Mevcut Yapı ve Tesisler için 04.09.1988 tarihinden önce mevcut olan yapı ve sanayi tesisleri ifadeleri Yönetmeliğin muhtelif maddelerinde yer almaktadır. Bu tesislerin neye göre mevcut sayılacakları anlaşılamadığından mevcut yapı ve tesis tanımının getirilmesi uygun olacaktır.

Mevcut Yapı ve Tesis: 04.09.1988 tarihi veya su temin projesinin yatırım programına alındığı tarih öncesinde yürürlükteki mevzuata uygun olarak yapılaştığı ilgili İdaresince belgelenen yapı ve tesislerdir.

 

Madde 3

Sintine suyu :Gemilerin makine ve yardımcı makine alt tankları, koferdamlar, ambarlar veya benzer bölümlerinde oluşan sızıntı su ve yağlı atık suların biriktiği bölümleri,

Sintine suyu tanımından sintine tanımı anlaşıldığından yeniden düzenlenmesi uygun olacaktır.

Sintine suyu: Gemilerin makine ve yardımcı makine alt tankları, koferdamlar, ambarlar veya benzer bölümlerinde oluşan sızıntı su ve yağlı atık suları

Madde 3

  b) Anlık numune: Atıksu arıtma tesisleri çıkışından bir anda alınan tekil numuneyi, 

Denetimler sırasında Tablo 22 ve 23‘e göre  arıtma veriminin ölçülebilmesi için giriş ve çıkıştan alınacak numuneler nedeniyle, tanımda giriş ibaresinin de olması uygun olacaktır.

b)Anlık numune: Atıksu arıtma tesisleri girişinden yada çıkışından bir anda alınan tekil numuneyi, 

Madde 3

  c) Arıtma çamuru: Atıksu arıtma tesislerinden çıkan ham veya stabilize olmuş çamuru,

Ön çökeltim çamurlarının da arıtma çamuru olması ve %80-90 arası inorganik içeriği olması nedeniyle tanımda yer alması uygun olacaktır.

c) Arıtma çamuru: Atıksu arıtma tesislerinden çıkan organik yada inorganik içerikli  ham veya stabilize olmuş çamuru,

Madde 3


2. Atıksuların herhangi bir diğer taşıma aracı ile tekil, ortak, organize sanayi bölgesine veya kamuya ait atıksu arıtma ve bertaraf tesisine kabulü için, bu işletmelerin giriş atık suları için öngörülen sınır değerlere uymak,

Ruhsatlandırılmamış ve kayıt altına alınmamış atıksu nakil araçları (vidanjör, arazöz)  ile atıksu arıtma tesislerine yapılacak boşaltımlar, getirdikleri atıksu içeriği bilinmemesi nedeniyle tesislerin performanslarını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca günümüzde atıksu nakil araçları (vidanjör, arazöz)  ile yapılan boşaltımların miktarı yurt genelindeki atıksu miktarı envanterinde yüksek miktarlara ulaşmıştır.

2. Atıksuların belediyesi tarafından ruhsatlandırılmış  taşıma aracı ile tekil, ortak, organize sanayi bölgesine veya kamuya ait atıksu arıtma ve bertaraf tesisine kabulü için, bu işletmelerin giriş atık suları için öngörülen sınır değerlere uymak,

Madde 3 - (gg)

  

  

Tanımlar kısmında Kıyı çizgisi tanımında belirtilen "taşkın durumlarının" tanımı yapılabilir.(Taşkın: Bir akarsuyun, çeşitli nedenlerle yatağından taşarak çevresindeki; arazilere, yerleşim yerlerine, altyapı tesislerine ve canlılara zarar vermek suretiyle etki bölgesinde normal sosyoekonomik hayatı kesintiye uğratacak ölçüde bir akış büyüklüğü oluşturması olayıdır.)

 

Madde 3 - (u)

  

  

Tanımlar kısmında Geçiş suları, "Nehir ağızları civarındaki, kıyı sularına yakın olmaları aynı zamanda tatlı su akıntılarından önemli ölçüde etkilenmeleri sonucunda kısmen tuzlu olma özelliğine sahip yüzeysel suları" olarak ifade edilmektedir. Bu cümlede Geçiş suları tanımında "kısmen" yerine "acı-su" ifadesi kullanılabilir. 

 

    Madde 3 - (v)

 

 

Tanımlar kısmında Hassas su alanı tanımında, "yüksek nitrat konsantrasyonları içerebilecek içme suyu temini amaçlanan yüzeysel tatlı sular" açıklamasında nitrat konsantrasyonları yerine, nitrat ve fosfat konsantrasyonları ifadesi kullanılabilir.

 

Madde 4

h) İlgili idare tarafından, kanalizasyon sistemine giren kentsel atıksular için;

•1)   E.N.‘si 2000‘den az atıksu toplama alanlarından tatlı su ve haliçlere yapılan deşarjlar ile E.N.‘si 10000‘den az atıksu toplama alanlarından kıyı sularına yapılacak deşarjlardan önce uygun arıtma yapılması,

•2)   2000-10000 E.N. arasındaki atıksu toplama alanlarından tatlı sulara ve haliçlere yapılan deşarjlar ile 10000 E.N.‘den fazla atıksu toplama alanlarından yapılan bütün deşarjlar için ise ikincil arıtma ya da eşdeğer bir arıtma yapılması,

Bu maddede oluşturulan sınıflandırma ve istenen arıtma türü daha açık ifadelerle belirtilmelidir.

 

E.Nsi 2000 altında ve 10000 e kadar alan toplama alanlarındaki tatlı su ve haliçlere yapılan deşarjlar tanımlanmaktadır.Bu durumda 10000 E.N üzerindeki toplama alanlarından tatlı su ve haliçlere deşarj yapılmayacağı belirtilmelidir.

2. bentte tanımlanan alanlardaki deşarjlar için ikincil arıtma veya eşdeğeri istenmektedir.Bu durumda 1. bentte uygun arıtmadan kastedilen birincil arıtma mıdır?

 

Madde 4

1)   E.N.‘si 2000‘den az atıksu toplama alanlarından tatlı su ve haliçlere yapılan deşarjlar ile E.N.‘si 10000‘den az atıksu toplama alanlarından kıyı sularına yapılacak deşarjlardan önce uygun arıtma yapılması,

İkincil arıtma sistemlerinin maliyetlerinin günümüzde düşük olması ve atıksudaki karbon miktarını minimumda tutmak için klasik aktif çamur sistemli ikincil arıtma yapılması uygun olacaktır.

1)   E.N.‘si 2000‘den az atıksu toplama alanlarından tatlı su ve haliçlere yapılan deşarjlar ile E.N.‘si 10000‘den az atıksu toplama alanlarından kıyı sularına yapılacak deşarjlardan önce uygun  ikincil arıtma yapılması,

Madde 4


2)   2.000-10.000 E.N. arasındaki atıksu toplama alanlarından tatlı sulara ve haliçlere yapılan deşarjlar ile 10.000 E.N.‘den fazla atıksu toplama alanlarından yapılan bütün deşarjlar için ise ikincil arıtma ya da eşdeğer bir arıtma yapılması,

Nüfusu 10.000 E.N.‘tan fazla olan yerlerde endüstrileşmenin zamanla artacağı düşünülerek C,N ve P gideriminin birlikte yapıldığı ileri biyolojik arıtma sistemlerinin tercih edilmesi uygun olacaktır.

2)   2000-10.000 E.N. arasındaki atıksu toplama alanlarından tatlı sulara ve haliçlere yapılan deşarjlar ile 10.000 E.N.‘den fazla atıksu toplama alanlarından yapılan bütün deşarjlar için ise ileri biyolojik arıtma  yapılması,esastır.

  

  

Madde 5:

  İçme ve Kullanma Suyu Temin Edilen Kıtaiçi Yüzeysel Sularla İlgili Koruma Tedbirleri ve Kirlilik Kontrolü  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

İçme ve kullanma suyu rezervuarları ve benzeri su kaynaklarının korunmasında, su kaynağının ve havzasının özellikleri bilimsel çalışmalar ile değerlendirilerek koruma alanlarının tanımı ve koruma esasları ile ilgili olarak su kaynağı havzasına özel hükümler getirilinceye kadar, aşağıda verilen genel ilkeler ve koruma alanları geçerlidir" denilmektedir.

 

Planlama sürecinin, etkin ve etkili bir süreç olması için, yönetimsel yaklaşımları de koordine edilmiş olması gereklidir. Bilgi paylaşımı ve bilginin doğru zamanda planlama sürecini beslemesi ve planlama sürecinin tasarlanması; su kaynakları yönetimi ile arazi kullanım planlaması entegrasyonunun başarılması için önemlidir. Bu maddede ifade edilen bilimsel çalışmalar ve imar planı çalışmalarına esas olacak tedbirlere yönelik içeriğin uygulamayı yönlendirici nitelikte olmadığı görülmektedir. Bu nedenle, planlama pratiğini yönlendirecek olan bu yönetmelik taslağında yatayda eşgüdüm ve bilgi akışı konusunda yazılı kural ve ilkeleri yeterli düzeyde ifadelendirilmemiş olup, stratejiler ve plan kademeler arasında bütünlük sağlanamamaktadır.

(h) bendinde "Çevre Düzeni Planı ile uyumlu arazi kullanımı ve İmar Planına uygun olarak kurulmuş yerleşimlerin kentsel gelişiminin etkin biçimde denetim altında tutulması esastır"  denilmektedir.

 

Yürürlükteki planların su kaynaklarına yönelik yaklaşımlarında, soyuttan somuta inen plan kararları ile farklı kapsam ve içerikteki belgelerin kesişiminin stratejik bağlamda kademeli birliktelik ilkesi içerisinde ele alınması gerekmektedir. Ancak yukarıda belirtilen (h) bendinde, bölge ölçeğinden uygulama planı ölçeğine kadar su yönetim bilgisinin arazi kullanım kararı ve eylemleriyle eşgüdümü konusunda açıklayıcı olmadığı görülmektedir. Bunun yanısıra sözkonusu yönetmelik taslağı, hidrojeolojik özelliklere sahip alanların (yüzey suları, yer altı suları, kıyılar, sazlık-bataklık alanlar vb.) korunması ve geliştirilmesi yönünde, hidrolojik özelliklerin analizlerine (su toplama havza sınırı analizi, su kalitesi ve potansiyelleri analizi, içme ve kullanma su kaynaklarının tespiti analizi, yer altı suları, yerüstü suları, koruma kuşakları) ilişkin bir bilgi içermemektedir. Özellikle bölgelerin yerleşme potansiyelleri ve yerleşilebilirlik kapasiteleri belirlenmeden ve özellikle su kaynakları ve potansiyel alanları çevresinde yerleşilebilirlik analizleri yapılmadan hazırlanan ve uygulanan fiziki planların, su kaynaklarının üzerindeki etkisini tanık olduğumuzdan özellikle havza koruma eylem planları ile çevre düzeni planlarının eşgüdümünü sağlayacak aşamaları ve ayrıntıları bu yönetmelik taslağında belirtilmelidir.

 

Özellikle, imar planları ve özel amaçlı planlar (havza yönetimi, su temini, su yönetimi, taşkın planı, atıksu planı, havza kirlilik planı vb gibi) arasında planlamanın süreç tasarımı ve uygulamayı yönlendirmesi açısından organik bağın kurulmasına yönelik yönetmelik taslağında açıklayıcı ifadelerin bulunması öngörülmelidir.

 

Bu konuda birçok usul ve esaslar ile birlikte uygulamayı yönlendiren bir yol haritasına dair kapsamlı içeriğe sahip olan "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Havzalarda Özel Hüküm Belirleme Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Tebliği" 2009 yılında yürürlüğe girmiş ve 2010 yılı itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır. İmar planı çalışmaları ve su kaynaklarının korunmasına ilişkin yönlendirici usul ve esasların mevcut düzeyini artırma potansiyeline sahip olan bahse konu Tebliğ‘deki gibi destekleyici maddelere zemin hazırlayacak açıklayıcı nitelikte maddelerin yönetmelik taslağında bulunmasına ihtiyaç duyulduğu

gözlemlenmektedir.

MADDE 5

(1) İçme ve kullanma suyu rezervuarları ve benzeri su kaynaklarının korunmasında, su kaynağının ve havzasının özellikleri bilimsel çalışmalar ile değerlendirilerek koruma alanlarının tanımı ve koruma esasları ile ilgili olarak su kaynağı havzasına özel hükümler getirilinceye kadar, aşağıda verilen genel ilkeler ve koruma alanları geçerlidir.

Madde de belirtilen "Özel hükümler getirilinceye kadar" ifadesinde özel hükümlerin hangi mevzuata göre belirleneceğine atıfta bulunulması uygun olacaktır.

MADDE 5 (1) İçme ve kullanma suyu rezervuarları ve benzeri su kaynaklarının korunmasında, su kaynağının ve havzasının özellikleri bilimsel çalışmalar ile değerlendirilerek koruma alanlarının tanımı ve koruma esasları ile ilgili olarak su kaynağı havzasına .........sayılı Özel hüküm Belirleme Tebliğine (veya Yönetmeliğine)  göre özel hükümler getirilinceye kadar, aşağıda verilen genel ilkeler ve koruma alanları geçerlidir.

Madde 5.1.c Akaryakıt ile çalışan kayık, motor ve benzeri araçların kullanılmasına izin verilmez. Yelkenli, kürekli veya akümülatör ile çalışan vasıtalara ve sallara izin verilebilir. Ancak, göl yüzey alanının çok büyük olması nedeniyle yöre halkının; güvenlik, toplu taşıma, su ürünleri çıkarılması gibi gerekli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, akaryakıt ile çalışacak su  araçlarının kullanılmasına su alma yapısına 300 metreden daha yakın olmamak şartıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce izin verilebilir. Bu amaçla kullanılacak araçlarda oluşabilecek her türlü atıksu ve sintine suyunun arıtıldıktan sonra bile içme ve kullanma suyu rezervuarına boşaltılması yasaktır. 

Madde 5.1.d

Yüzme, balık tutma, avlanma, piknik yapmaya, su alma noktasına 300 metreden daha yakın olan yerlerde izin verilmez.

Madde 5.1.e

İçme ve kullanma suyu temin edilen rezervuarlarda su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliğinin yapılması yasaktır. Ancak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce, Bakanlık uygun görüşü alınarak oluşturulan ekonomik bölge niteliğine haiz rezervuarlarda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile müştereken belirlenen uygulama esasları çerçevesinde su ürünleri avcılığı yapılabilir. Ayrıca maksimum su seviyesindeki göl alanı 75.000 ha‘dan büyük baraj göllerinde minimum su kotundaki rezervuar alanının % 0,1‘ine kadar alanda su ürünleri yetiştiriciliğine izin verilebilir. Ancak içme suyu alma yapısına 1000 metreden daha yakın olan alanlarda ve bu yapıların bulunduğu koylarda su ürünleri yetiştiriciliği yapılamaz.

Göl alanında akaryakıt ile çalışan araçların kullanılması gölün kirlenmesine neden olacak ayrıca diğer vasıtalarında kullanımı göle girişlerin denetimini zorlaştıracaktır.

İnsan faaliyetlerini beraberinde getirerek kirliliğe yol açacaktır.

Göl alanına piknik yapmak, yüzmek, balık avlamak, hayvanları otlatmak vb. amaçlarla insan ve hayvan girişleri nedeniyle bunların yarattığı sıvı, katı atık ve çöp atıkları ve de göl suyuna direk zehir vb. maddeler atma riski ve yüzme amaçlı girip boğulma tehlikeleri yaşanacaktır.

İçmesuyu amaçlı rezervuarlarda; piknik,yüzme, balık avlama ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde cepler oluşturularak faaliyet yapılması için izin verilmesi halinde "kasıtlı (terör amacıyla sabotajlarla) yada kasıtsız tehlikeli ve zehirli atıkların göle verilme riski ortaya çıkacak, kontrollü ve tespiti çok zor olan bu tip atıksuların göl flora/faunasında ve su kalitesinde yaratacağı tehlikeler belli bir süreç sonrasında ancak ortaya çıkabilecek ve direkt halk sağlığını etkileyebilecek boyutlarda telafisi mümkün olmayan hususlara sebep olabilecektir. Ayrıca balık avı denilerek bu tip içmesuyu göllerinde teknelerin kullanımına izin verilmesi içmesuyu baraj göllerinde kirliliğe neden olacaktır.  Bu tip aktivitelerin ancak içme suyu amaçlı olmayan göllerde izinlendirilmesi mümkündür.

 

Yalnızca içmesuyu amaçlı göllerde göl sedimentine/göl flora/faunasına yönelik yapılacak bilimsel çalışma sonucuna göre su kalitesine olumsuz etkileri belirlenen durumlarda idare kontrolü altında sediment /bitki alg vb/balık vb.su ürünlerin toplanması ve bertarafı sağlanabilir.

Bu çalışmalar her bir su idaresinin belirli periyodlarda göl su kalitesini arttırmak amacıyla yapacağı bilimsel metodlara bağlı tedbirler olmalıdır.Bu nedenle maddeler yeniden düzenlenmelidir

 

Madde  5.1.c Gölde ve göle su taşıyan derelerde yakıtlı -yakıtsız motorlu araç çalıştırılamaz

 

Madde 5.1.d İçmesuyu amaçlı kullanılan baraj göllerinde ve su taşıyan derelerde yüzmek, balık avlamak, sportif faaliyetlerde bulunmak yasaktır

 

Madde 5.1.e İçme ve kullanma suyu temin edilen rezervuarlarda su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliğinin yapılması yasaktır.

Ancak yalnızca içmesuyu amaçlı göllerde göl sedimentine/göl flora / faunasına yönelik yapılacak bilimsel çalışma sonucuna göre su kalitesine olumsuz etkileri belirlenen durumlarda idare kontrolü altında sediment /bitki alg vb/balık vb.su ürünlerin toplanması ve bertarafı sağlanabilir.

Bu çalışmalar her bir su idaresince belirli periyotlarda göl su kalitesini arttırmak amacıyla bilimsel metodlara dayalı olarak ve DSİ‘nin uygun görüşünü alarak yapılmalıdır.

Madde 6.a

Bu alanda ihtiyaca göre ilgili idare veya idarelerce; alanın coğrafi, topoğrafik, jeolojik ve hidrolojik durumu veya çevresel baskılar dikkate alınarak ekolojik koruma kuşağı/kuşakları oluşturulur. Ekolojik koruma kuşağı oluşturulan alan ve/veya alanlar, bu kaynaktan içme ve kullanma suyu temin eden idare veya idarelerce kamulaştırılır. Kamulaştırmayı yapan idarece gerekli görülen yerlerde alan çitle çevrilir. Ekolojik koruma kuşaklarında, 4/9/1988 tarihi veya içme ve kullanma suyu temin projesinin yatırım programına alındığı tarih itibarıyla mevcut olan yapılarda kamulaştırma yapılıncaya kadar, yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım ve onarım yapılabilir.

Mutlak koruma alanlarında ekolojik koruma kuşağı oluşturulması ve sadece bu alanların kamulaştırılması, kamulaştırmayı yapan İdarece gerekli görülen yerlerde alanın çitle çevrilmesi yeterli değildir. Ekolojik koruma kuşağı oluşturularak sadece bu alanın kamulaştırılması ve mutlak koruma alanının geri kalan kısmında tarım ve insan aktivitenin devamına neden olacak bu durumda kirliliğin artmasına ve direkt olarak göle ulaşmasına sebep oluşturacaktır.  Koruma ve kontrol çalışmalarının sürekliliği ve kirliliğin önlenebilmesi için mutlak koruma alanının tamamının kamulaştırılması ve çitle çevrilmesi uygun olacaktır

Madde 6.a  Mutlak koruma alanı içme ve kullanma suyunu temin eden İdarelerce bir program dahilinde kamulaştırılır ve bu alandaki tüm yapı ve tesisler kaldırılır.

Kamulaştırılmaya bağlı olarak arazinin yapısına göre mutlak koruma alanının tamamı yada gerekli görülen yerler çitle çevrilir.

 

 Bu alanlar içinde mevcut yerleşimler ile endüstri kuruluşları ve hayvancılık tesisleri öncelikli olarak kamulaştırılır.

Madde 6.ç

Mevcut yapılarda yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım ve onarım yapılabilir

Bu bölüme kamulaştırılıncaya kadar ifadesinin girmesi uygun olacaktır.

Madde 6. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar  yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım ve onarım yapılabilir

Madde 6.d

Bu alanda bulunan köylerin doğal nüfus artışı nedeniyle oluşacak gelişme ihtiyacı kısa, orta veya uzun mesafeli koruma alanlarından karşılanır.

 Taslak Yönetmelik m.6.a bendine istinaden mutlak koruma alanında bulunan yerleşimler kamulaştırılarak kaldırılacağından gelişme alanı ihtiyacı kalmayacaktır. Bu nedenle bu maddenin kaldırılması uygun olacaktır.

Madde 6.d tamamen çıkarılmalıdır.

Madde 6.e

Çevre düzeni planına uyularak, bu alan içinde gölden faydalanma, piknik, yüzme, balık tutma ve avlanma ihtiyaçları için cepler teşkil edilir. Bu cepler su alma yapısına 300 metreden daha yakın olamaz.

Bu alanda bulunan yerleşimlerin kamu-laştırılarak kaldırılması,koruma amaçlı olarak erişimin engellenmesi amacıyla çitle çevrilmesinden sonra faaliyetlere izin verilmesi koruma ve kontrol çalışmalarını engelleyerek, çekim alanı oluşturacak bu da beraberinde yoğunluğu ve kirlilik yükünü arttıracaktır.Bu nedenle m.6.e bendinin tamamen kaldırılması uygun olacaktır.

Madde 6.e tamamen çıkarılmalıdır.

Madde 6.g

Tarım alanlarında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görüşleri doğrultusunda organik tarıma geçilir.

 

 

 

 

0-300 m mutlak koruma alanının tamamen kamulaştırılması görüşümüz doğrultusunda organikte olsa kamulaştırılacağından bu alanda tarıma izin verilmemesi gerekmektedir. Taslak Yönetmeliğin 7.ğ, 8.ğ maddelerinde "erozyonu azaltıcı metodların uygulanması esastır" hükmü getirilmiştir.Bu hükmün öncelikle mutlak koruma alanında uygulanması gölün korunması ve kirliliğin önlenmesi ve su kapasitesinin korunması  için önem arzetmektedir.

Madde 6.g

Bu alanın kamulaştırıması  ve sonrasında  ilgili İdarece ağaçlandırma yapılır ve erozyonu azaltıcı metodların uygulanması esastır.

Madde 6.ğ

Bu alanda 4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan yapılardan kaynaklanan atık suların havza dışına çıkartılması esastır. 

Bu bölüme kamulaştırılıncaya kadar ifadesi girmedir.

Madde 6.ğ Bu alanda 4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan yapılardan kaynaklanan atık suların kamulaştırılıncaya kadar havza dışına çıkartılması esastır.

Madde 6.

Mutlak Koruma Alanı / Madde 11. Göllerle İlgili Kirlenme Kontrolü

Her iki madde içerisinde uygun bulunan "dere" ve "dere mutlak koruma alanları"na ilişkin herhangi bir zorunlu koşulun bulunmadığı belirlenmiştir

Özellikle havza koruma alanları içerisinde yeralan derelere ilişkin uygulamayı yönlendirici koşulların ilave edilmesi gerekliliği görülmüştür.

Madde 7.d.

4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur. Dondurulan binalarda mevcut yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli tadilat ve bakım yapılabilir.

  

  

  

  

Taslak Yönetmelik m.7.d "..... bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur." İfadesindeki "dondurulmuştur" un faaliyetten men edilmeyi mi yapının yıkılmasını mı yoksa yapının o haliyle kalmasını mı ifade ettiği ve ayrıca mevcut yapı ifadesi ile yapının arazideki fiili durumu mu yoksa mer‘i mevzuata göre mevcut olup olmadığının ifade edildiği  anlaşılamamıştır. Bu nedenle mevcut yapıların 3194 sayılı İmar Kanununa göre yasal belgelerinin tanımlanması ve mevcut tesis ve yapı tanımının ilave edilmesi ve bu tanımın tüm alanlar için geçerli olacak şekilde düzenlenmesi uygun olacaktır.Kısa mesafeli koruma alanındaki yapıların ise 3194 sayılı İmar Kanununa göre yasal belgeleri nedeniyle mevcut kabul edilmeleri halinde de kamulaştırılarak uzaklaştırılması, mevcut olmayanların ise doğrudan uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu şekilde rezervuarı besleyen yüzey alan arttırılmış olacak ve mevcut olan yapıların kaldırılmasıyla buralardan gelecek kirlilikler önlenebilecektir. Bu doğrultuda sözkonusu bendin yeniden düzenlenmesi uygun olacaktır.

Madde 7.d Kısa mesafeli koruma alanındaki yapıların 3194 sayılı İmar Kanununa göre yasal belgeleri olması durumunda mevcut kabul edilerek kamulaştırılarak  uzaklaştırılması mevcut olmayanların ise doğrudan uzaklaştırılması esastır. Kamulaştırılıncaya kadar mevcut binalarda mevcut yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım amacını değiştirmemek şartıyla ilgili İdarenin uygun görüşüyle gerekli tadilat ve bakım yapılabilir.

Madde 7.f

Bu alanın rekreasyon ve piknik amacıyla kullanılmasına dönük kamu yararlı ve günü birlik turizm ihtiyacına cevap verecek, sökülüp takılabilir elemanlardan meydana gelen, geçici nitelikte kır kahvesi, büfe gibi yapılara, suyu kullanan idarece, onanmış çevre düzeni ve uygulama planlarına ve plan kararlarına uygun olarak izin verilebilir. Bu yapıların kapalı kısımlarının toplam alanı her parselde 100 m2 yi geçemez.

Taslak Yönetmelik m.7.f bendinde belirtilen nitelikteki yapıların kapalı kısımları her parselde 100 m2yi geçemez denilmektedir. Oysaki     m.7.d‘nin teklif edildği şekilde yapılacak düzenleme ile birlikte mevcut nitelikte yapı ve tesislerin kamulaştırılarak uzaklaştırılması ve bu kapsam dışındaki yapıların ise doğrudan uzaklaştırılması sözkonusu iken m.7.f.‘ de belirtilen hüküm ile yeni yapıya izin verilmesi çelişkili olacaktır. Bu nedenle sözkonusu m.7.f bendinin tamamen kaldırılması gerekmektedir.

Madde 7.f tamamen çıkarılmalıdır.

Madde 7.ı

Bu alanda iskâna izin verilmez. Ancak köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içerisinde sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar için yerel halkın doğal nüfus artışı ile oluşacak barınma ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılacak yapılar ile sağlık ocağı, okul, ibadet yeri gibi yapılara ilgili idarece izin verilebilir. Bu yapılarda taban alanı katsayısının 0.40, toplam inşaat alanının 200 metre kare ve yüksekliğinin de 6.50 metreden fazla olmaması şartı aranır. Bu alanlarda minimum ifraz 300 metre kare olup, ifraz suretiyle sokak ihdas edilemez ve kadastroda mevcut yol dışında yeni yol oluşturacak ifraza izin verilmez.

Taslak Yönetmelik m.7.ı bendinde "....... sağlık ocağı, okul, ibadet yeri gibi yapılara ilgili İdarece izin verilebilir...." denilmektedir.Bu yapılar için ilgili Bakanlığın yatırım programında olan ticari niteliği olmayan" ibaresinin getirilmesi bu yapıların sadece mevcut yerleşimin ihtiyacı halinde yapılmasını, çekim alanı oluşturmasını engelleyecektir.

 

Madde 7.ı

Bu alanda iskâna izin verilmez. Ancak köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içerisinde sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar için yerel halkın doğal nüfus artışı ile oluşacak barınma ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılacak yapılar ile  ilgili Bakanlığın yatırım programında olan ticari niteliği olmayan sağlık ocağı, okul, ibadet yeri gibi yapılara ilgili İdarece izin verilebilir. Bu yapılarda taban alanı katsayısının 0.40, toplam inşaat alanının 200 metre kare ve yüksekliğinin de 6.50 metreden fazla olmaması şartı aranır. Bu alanlarda minimum ifraz 300 metre kare olup, ifraz suretiyle sokak ihdas edilemez ve kadastroda mevcut yol dışında yeni yol oluşturacak ifraza izin verilmez.

Madde 7.i

Bu alanda Belediye Sınırı ve Belediye Mücavir Alan sınırları içinde, 4/9/1988 tarihi veya su temin projesinin yatırım programına alındığı tarih itibarıyla yürürlükteki imar planlarına göre imar uygulaması yapılan alanlarda imar planı hükümleri geçerlidir. Bu planlar kapsamında yoğunluk arttırıcı veya kirlilik arttırıcı kullanım değişikliğine yönelik imar değişikliği yapılamaz.

 

Madde 8.g Bu alanda Belediye Sınırı ve Belediye Mücavir Alan sınırları içinde, 4/9/1988 tarihi veya içme ve kullanma suyu temin projesinin yatırım programına alındığı tarih itibarıyla yürürlükteki imar planlarına göre imar uygulaması yapılan alanlarda imar planı hükümleri geçerlidir. Bu planlar kapsamında yoğunluk arttırıcı veya kirlilik arttırıcı kullanım değişikliğine yönelik imar değişikliği yapılamaz.

Kısa ve orta mesafeli koruma alanları için aynı bu hüküm yer almakta uzun mesafeli koruma alanında ise mevcut imar planlarına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu maddelerin teklif ettiğimiz şekilde düzenlenerek kısa, orta ve uzun mesafeli koruma alanlarını kapsayacak şekilde Genel Esaslar bölümünde yer alması uygun olacaktır.

Madde 7.i ve madde 8.g  Bu alanda Belediye Sınırı ve Belediye Mücavir Alan sınırları içinde, 4/9/1988 tarihi veya su temin projesinin yatırım programına alındığı tarih itibarıyla yürürlükteki imar planlarına göre imar uygulaması yapılan alanlarda imar planı hükümleri geçerlidir. Bu planlar kapsamında yoğunluk arttırıcı veya kirlilik arttırıcı kullanım değişikliğine yönelik imar değişikliği yapılamaz.

Onanlı imar planında bu yönetmelik hükümlerine aykırı kullanım/faaliyet olması durumunda ilgili kurumların görüşü alınarak onanlı imar planı tadil edilir.

Madde 8.e

Yukarıda belirtilen çekme mesafeleri ve inşaat alanı katsayısına tabi değildir. Bu tesisler hakkında başka bir amaçla kullanılmayacağı hususunda tesis sahiplerince Valiliğe noter tasdikli yazılı taahhütte bulunulması ve uygun görüşünün alınması gerekmektedir. Bu maddede anılan yapılar ilgili Bakanlık ve kuruluşlarca hazırlanmış bulunan 1/50 veya 1/100 ölçekli tip projeler üzerinden yapılabilir. Ayrıca tüm yapıların imar mevzuatına uygun olarak yapılması gerekir.

Bu maddenin mevcut Yönetmelik maddesinde bulunan "Beton temel ve çelik çatı dışındaki basit örtü mahiyetindeki seralar ise" kısmının unutulduğu düşünülmektedir. Bu kısmın eklenmesi uygun olacaktır.

Madde 8.e

"Beton temel ve çelik çatı dışındaki basit örtü mahiyetindeki seralar ise yukarıda belirtilen çekme mesafeleri ve inşaat alanı katsayısına tabi değildir. Bu tesisler hakkında başka bir amaçla kullanılmayacağı hususunda tesis sahiplerince Valiliğe noter tasdikli yazılı taahhütte bulunulması ve uygun görüşünün alınması gerekmektedir. Bu maddede anılan yapılar ilgili Bakanlık ve kuruluşlarca hazırlanmış bulunan 1/50 veya 1/100 ölçekli tip projeler üzerinden yapılabilir. Ayrıca tüm yapıların imar mevzuatına uygun olarak yapılması gerekir.

Madde 8.i

Bu alanda 4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan yerleşimlerden kaynaklanan kentsel ve endüstriyel atıksuların bu Yönetmelikte belirtilen ilgili sektörün alıcı ortama deşarj standartlarını sağlayarak havza dışına çıkarılması esastır. Ancak, atıksuların teknik ve ekonomik olarak havza dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı durumlarda atıksuların arıtıldıktan sonra öncelikle proseste ve/veya ilgili tebliğde yer alan şartları sağlamak koşuluyla sulama suyu olarak kullanılması sağlanır.

 

Madde 8.j Bu alanda mevcut olan yerleşimlerden kaynaklanan atıksuların, teknik ve ekonomik olarak havza dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde, çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde arıtılarak dolaylı veya doğrudan alıcı ortama verilmesine Bakanlıkça izin verilebilir. Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda atıksuların, verildiği alıcı ortamlara olumsuz etkisinin olmadığının bilimsel olarak ispatlanmasını ve/veya ilave tedbirler alınmasını ister.

Madde 8.k(d) bendinde belirtilen tesislerden kaynaklanan atıksular, ilgili tebliğde verilen sulama suyu kalite kriterlerine uygun olarak arıtıldıktan sonra sulamada kullanılabilir.  

Oysa yürürlükte olan Yönetmelikte "atıksuların havza dışına çıkarılması esastır" denilmekte olup bu hüküm aynen kalmalıdır. Arıtma tesisi çıkış suyunun kalitesinin sürekli standardı sağlayabileceği ve sürekli kontrol edilebilirliği güç olduğundan yerleşimlerden ve işletmelerden kaynaklanan atıksuların içmesuyu amaçlı bir havza alanına verilmesi kirliğe neden olacak ve içmesuyu kaynağının kalitesini bozacaktır. Bu nedenle arıtılmış dahi olsa havza içine atıksu deşarjına ve/veya bu suyun sulama suyu olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Bu üç maddenin tek madde de toplanarak teklifimiz gibi hazırlanması uygun olacaktır.

 

Madde 8.i Bu alanda 04.09.1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan yerleşimlerden kaynaklanan kentsel ve endüstriyel atıksuların ve 8.d bendinde belirtilen tesislerden kaynaklanan atıksuların ilgili sektörün alıcı ortama deşarj standartlarını sağlayacak şekilde arıtılarak havza dışına çıkarılması esastır.

 

Madde 8.j tamamen çıkarılmalıdır

  

Madde 8.k tamamen çıkarılmalıdır.

Madde 8.l

Bu alanda 3213 sayılı Maden Kanunu gereği çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile bunlara ait altyapı tesislerine Bakanlığın uygun görüşü alındıktan sonra izin verilir.

İçmesuyu havzalarında tüm maden ocakları yer altı ve yüzeysel suların akış rejimini etkilemekte, maden arama ve çıkarma sırasında yapılan sondajlar ise toprak katmanlarında değişimlere neden olarak yüzeysel sularla beslenen baraj göllerinin su kalitesini ve miktarını etkilemektedir. Ayrıca madencilik faaliyetleri arazi topografyasını bozmakta, çoğu tarımsal ve orman alanı olan bu bölgelerin fauna ve florasını etkileyerek çevresel boyutta büyük risklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Oysa yürürlükteki Yönetmelikte Orta Mesafeli Koruma Alanında madencilik faaliyetine izin verilmemektedir. Bu hükmün mevcut Yönetmelikte olduğu gibi kalması uygun olacaktır.

Madde 8. l

Bu alanda hiçbir şekilde maden ocağı açılmasına ve işletilmesinde izin verilmez.

Madde9

Uzun Mesafeli Koruma Alanı

a) ..............................

Madenlerin çıkarılmasına; sağlık açısından sakınca bulunmaması, mevcut su kalitesini bozmayacak şekilde çıkartılması, faaliyet sonunda arazinin doğaya geri kazandırılarak terk edileceği hususlarında  faaliyet sahiplerince Bakanlığa noter tasdikli yazılı taahhütte bulunulması şartları ile izin verilebilir. Bu alandaki faaliyetlerden kaynaklanan her türlü atıksuyun; bu Yönetmelikte belirtilen ilgili sektörün alıcı ortama deşarj standartlarını sağlayarak havza dışına çıkarılması esastır.

Ne tür madencilik faaliyetlerine izin verilebileceği, madencilik sonrası oluşacak atıksuların, geniş alanlı ve derinlikli kazı faaliyetlerinin havzaya oluşabilecek çevresel etkileri konusunda nasıl değerlendirme yapılacağı belirsizdir.İznin verilebilmesi için madencilik faaliyetinin ÇED Yönetmeliği açısından değerlendirilmesi, yönetmelik kapsamında alınan izin ve görüşlerinin Bakanlığa sunulması gereklidir.Ayrıca madencilik faaliyeti safhasında kullanılacak su miktarı ve kaynağı ile ilgili bilgilerin,oluşacak evsel atıksular ilgili bilgiler Bakanlığa sunulmalıdır.Endüstriyel atıksu oluşturmayan madencilik faaliyetlerine izin verilebileceği belirtilmelidir.

 

Madde 9.a‘nın birinci paragrafı Bu alanın, orta mesafeli koruma alanı sınırından itibaren yatay olarak 3 kilometre genişliğindeki kısmında tamamen kuru tipte çalışan, tehlikeli atık üretmeyen ve endüstriyel atıksu oluşturmayan sanayi kuruluşlarına izin verilebilir. Bu tesislerden kaynaklanacak katı atık ve hava emisyonunun, rezervuarın kalitesini etkilemeyecek ölçüde uygun bertarafının sağlanması gerekir. Çöp depolama alanlarına ve bertaraf tesislerine izin verilmez. Turizm ve iskâna 8 inci Maddede belirlendiği şekilde izin verilir.

Uzun mesafeli koruma alanının 3 km‘lik bölümünde kuru tipte dahi olsa sanayi kuruluşlarına izin verilmesi, yoğun yerleşim birimleri ve mevcut endüstriyel kuruluşların olduğu içmesuyu havzalarında, geriye kalan iskan dışı, tarım, orman alanlarının da evsel atıksuyu olan sanayi tesisleri ile dolmasına neden olacak ve kirlilik riskini arttıracaktır.

Böyle kirletilmiş içme sularının arıtılması için çok yüksek maliyetli yatırımlar gerekir.Bu havzaların sanayi ve yerleşime açılması sonucunda kirlenen su kamu yararına kullanılamayacak olup, bu durum halk sağlığını riske sokacaktır. 

Baraj havzasında kalan her yerleşimin yüzeysel ve yeraltı sularıyla beslenen baraj gölünü kirlilik olarak etkileyeceği bir gerçektir. İçme suyu baraj havzalarında baraj gölleri yüzeysel ve     yeraltı sularıyla beslenmekte, derelerin membası uzun mesafeli koruma alanından doğmakta, orta mesafe, kısa mesafe ve mutlak mesafeyi geçerek göle ulaşmaktadır. Bu nedenle koruma tedbirlerinin tüm havza içinde özellikle suyun kaynağı olan uzun mesafede de uygulanması suyun kaynağında kirlenmesini önleyecektir.

 

Madde 9.a

Bu alanda hiçbir sanayi kuruluşuna, iskana, çöp depolama ve bertaraf tesisine izin verilmez.

 

Bu alanda yerleşik halkın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla entegre tesis niteliğinde olmayan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, arıhaneler ve un değirmenleri, üretime yönelik faaliyeti ve yıkama paketleme işleme  gibi üniteleri olmayan tarıma dayalı mamül malzeme depoları, soğuk hava depoları ve ürün depoları gibi konut dışı yapılara, mahreç aldığı yola 10 metreden, parsel hudutlarına 5 metreden fazla yaklaşmamak ve inşaat alanı kat sayısı % 40 ve yapı yüksekliği             h = 6.50 metreyi geçmemek şartı ile suyu kullanan idarece izin verilebilir.

Madde 9.a‘nın İkinci paragrafı Madenlerin çıkarılmasına; sağlık açısından sakınca bulunmaması, mevcut su kalitesini bozmayacak şekilde çıkartılması, faaliyet sonunda arazinin doğaya geri kazandırılarak terk edileceği hususlarında  faaliyet sahiplerince Bakanlığa noter tasdikli yazılı taahhütte bulunulması şartları ile izin verilebilir. Bu alandaki faaliyetlerden kaynaklanan her türlü atıksuyun; bu Yönetmelikte belirtilen ilgili sektörün alıcı ortama deşarj standartlarını sağlayarak havza dışına çıkarılması esastır.

 

Madencilik faaliyetlerine izin verilmesi durumunda; sondaj ile yapılan maden arama faaliyetlerinde; kullanılan sondaj çamuru ve/veya sondaj suyu geri dönüşümünün, sondaj makinalarından kaynaklanan atık yağların ve maden drenaj sularının faaliyetin yapıldığı alana bırakılmasının o alandaki flora ve fauna üzerinde yapabileceği olumsuz etkilerin yanısıra, bu atıkların kuru veya sulu dere yatakları vasıtasıyla veya yeraltı suyuna sızmaları sonucu su kaynaklarının kirlenmesine neden olabileceği ve içme suyu havzalarında geri dönüşü olmayan çevre kirliliği yaratacağı açıktır. Cevherin bulunduğu kayaların, ağır metal, arsenik, sülfür metalleri içermesi, madenin işletilmesi sürecinde ve sonrasında asit ortamı yaratması, buna bağlı olarak metal sülfürler içerisindeki kurşun, arsenik, çinko, bakır ve diğer ağır metallerin harekete geçmesi, galeriden yada pasa döküm alanlarından çeşitli yollarla suya karışması sonucunda başta insan olmak üzere sudan yararlanacak diğer canlılar da toksik etkilenmeye maruz kalacaktır. 

İçmesuyu havzalarında galeri yöntemi dahil tüm maden ocakları yeraltı ve yüzeysel suların akış rejimini etkilemekte, maden arama ve çıkarma sırasında yapılan sondajlar ise toprak katmanlarında değişimlere neden olarak yer altı ve yüzeysel sularla beslenen baraj göllerinin su kalitesini ve miktarını etkilemektedir. Ayrıca madencilik faaliyetleri arazi topografyasını bozmakta, çoğu tarım ve orman alanı olan bu bölgelerin fauna ve florasını etkileyerek çevresel boyutta büyük risklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Dünyada üretilen tüm zararlı yada zararsız, kimyasal yada biyolojik maddeler doğadan elde edilen hammaddeler ile üretilmektedir. Doğada hammadde olarak bulunan materyal işlendiğinde yada kimyasal ve biyolojik tepkimeler sonucu değiştirildiğinde özelliğini tamamen kaybetmekte ve başka formlara dönüşmektedir. Bu nedenle doğada saf halde bulunan maddelerin işlenmesi sonucu katı, sıvı veya gaz atıklar oluşmaktadır.

Örneğin galeri yöntemi ile çıkarılmayan mermer işleme ile mermer tozu karışımından atıksu oluşmaktadır. Ayrıca bloklar halinde çıkarılan mermer nedeniyle arazi yapısı bozulmaktadır. Yüzeysel yağışlar neticesinde göl çanağına doğru temiz su akışını sağlayan su toplama çizgileri, dere yatakları bozulmakta ve temiz su akışının göl çanağına ulaşması engellenmektedir.

Akışa geçen temiz suyun göl çanağına varış süresi, miktarını etkilemekte, Bu nedenle mermer çıkartılması, kesilmesi ve işlenmesinde bile hiçbir zararın olmadığını söylemek mümkün değildir.

Madencilik faaliyetlerinin doğaya yapacağı müdahaleler sonucunda erozyon ve çökelme olaylarında ve kimyasal dengelerde birtakım değişimler ortaya çıkabilecek, doğal akış yönünü ve akış hacminin döngüsünü olumsuz etkileyecektir.

Günümüzde çevrenin kirlendikten veya bozulduktan sonra eski hale getirilmesinin çok külfetli olması, hatta kimi durumlarda olanaksız bulunması nedeniyle, kirlenen çevreyi temizleme ve bozulan çevreyi onarma yerine olumsuz etkileri baştan önlemek gerekmektedir.  Bu kapsamda su havzalarında her türlü taş, kum, kil, maden ocağı açılması ve işletilmesine izin verilmemelidir.

Madde 9.a Bu alanda toprak ve malzeme alımı amacıyla kazı yapılmasına taş, kum, kil ve maden ocağı açılmasına ve işletilmesine izin verilmez.

Madde 9.1.a‘nın üçüncü paragrafı Bu alanda 4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan Yerleşimler ve sanayi tesislerinden kaynaklanan kentsel ve endüstriyel atıksuların teknik ve ekonomik olarak havza dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı durumlarda, arıtıldıktan sonra öncelikle proseste ve/veya ilgili tebliğde yer alan şartları sağlamak koşuluyla sulama suyu olarak kullanılması sağlanır. Ancak, bu yöntemlerin de uygulanmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde, bu atıksuların çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde arıtılarak dolaylı veya doğrudan alıcı ortama verilmesine Bakanlıkça izin verilebilir. Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda atıksuların, verildiği alıcı ortamlara olumsuz etkisinin olmadığının bilimsel olarak ispatlanmasını ve/veya ilave tedbirler alınmasını ister.

Oysa yürürlükte olan Yönetmelikte "atıksuların havza dışına çıkarılması esastır" denilmekte olup bu hüküm aynen kalmalıdır. Arıtma tesisi çıkış suyunun kalitesinin sürekli standardı sağlayabileceği ve sürekli kontrol edilebilirliği güç olduğundan yerleşimlerden ve işletmelerden kaynaklanan atıksuların içmesuyu amaçlı bir havza alanına verilmesi kirliğe neden olacak ve içmesuyu kaynağının kalitesini bozacaktır. Bu nedenle arıtılmış dahi olsa havza içine atıksu deşarjına ve/veya bu suyun sulama suyu olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Bu üç maddenin tek madde de toplanarak teklifimiz gibi hazırlanması uygun olacaktır.

Madde 9.1.a Bu alanda 04.09.1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan yerleşimlerden kaynaklanan kentsel ve endüstriyel atıksuların ve 9.a bendinde belirtilen tesislerden kaynaklanan atıksuların ilgili sektörün alıcı ortama deşarj standartlarını sağlayacak şekilde arıtılarak havza dışına çıkarılması esastır.

  

  

Madde 9.(b) (a) bendinde belirtilen alanın bittiği yerden itibaren su toplama havzasının sınırına kadar olan alandaki faaliyetlerden kaynaklanan atıksuların bu Yönetmelikte belirtilen ilgili sektörün alıcı ortama deşarj standartlarını sağlayarak öncelikle havza dışına çıkarılması, geri dönüşümlü olarak veya sulama suyu kalite kriterlerini sağlayacak derecede arıtılarak sulama suyu olarak kullanılması esastır. Sözü edilen nitelikte atıksuların mevcut havza dışına aktarma sistemlerine bağlanması sağlanır.

(2) 4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce bu alanda mevcut olan faaliyetlerden kaynaklanan atıksuların, teknik ve ekonomik olarak havza dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde, çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde arıtılarak dolaylı veya doğrudan alıcı ortama verilmesine Bakanlıkça izin verilebilir. Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda atıksuların, verildiği alıcı ortamlara olumsuz etkisinin olmadığının bilimsel olarak ispatlanmasını ve/veya ilave tedbirler alınmasını ister.

Bu işletmelere arıtma tesisi yaptırılarak arıtılmış atıksularını havza dışına uzaklaştırma şartı getirilse dahi bilinmelidir ki hiçbir arıtma tesisi % 100 verimle çalıştırılamaz. Ayrıca, işletmelerin arıtma tesislerinin kimyasal madde, elektrik vb. giderler açısından maliyet getirmesi nedeniyle atıksularını arıtma tesisine almadan deşarj ettikleri de bilinen bir gerçektir. Özellikle yukarıda verilen sektörlerde arıtma tesislerinin sağlıklı çalıştırılmaması nedeniyle oluşan atıksular göl flora ve faunasında telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olacaktır.

 

Uzun mesafeli koruma alanının da  yeni bir sanayi tesisine ve madencilik faaliyetlerine izin verilmemesi ve imar mevzuatına göre yasal belgeleri bulunan mevcut sanayi tesislerinden kaynaklanan atıksularında arıtıldıktan sonra havza dışına uzaklaştırılması esas olmalıdır.

 

Madde 9.b Uzun mesafeli koruma alanında yeni  sanayi tesisine ve madencilik faaliyetlerine izin verilmez. İmar mevzuatına göre yasal belgeleri bulunan mevcut sanayi tesislerinden kaynaklanan atıksuların da arıtıldıktan sonra havza dışına uzaklaştırılması     esastır.

  

Madde 9.(2) tamamen çıkarılmalıdır.

Madde 9.3 Bu alanda çöp depolama ve bertaraf alanları Bakanlığın uygun görüşü alınarak yapılabilir

Mevcut Yönetmelikte Katı Atık Düzenli Depolama alanlarına izin verilmemektedir. Bu alanlar Su Toplama Havzalarında içmesuyunu tehdit eden bir kullanım türü olup bu bölümde tamamen çıkarılmalıdır.  Uzun mesafeli koruma alanında Sadece yerleşik nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere katı atık aktarma istasyonunun kurulması uygun olacaktır.

Madde 9.(3) Uzun mesafeli koruma alanında  Sadece yerleşik nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere ilgili İdareden uygun görüş alınarak katı atık aktarma istasyonu kurulabilir.

Denizlerle İlgili Kirlenme Kontrolü

MADDE 12 - (1) Türkiye‘nin karasularına doğrudan yapılacak deşarj ve atık boşaltımlarının izinsiz yapılmasına getirilen yasaklama hükümleri, ülkenin ekonomik kullanım hakkı olan sulara dışarıdan gelecek dolaylı etkileri de içerir. Bu tür durumlarda İdare, bu etkileri yaratan veya yaratma tehdidini oluşturanlara karşı gerekli tedbirleri alır. Buna göre;

a) Türkiye‘nin deniz yetki alanlarında; gemilerden çöp, petrol ve petrol türevleri ile bunlarla bulaşık sintine suları, kirli balast suları, slaç, slop, yağ ve benzeri katı ve sıvı tüm atıkların, her türlü yük artıklarının ve bu denizler üzerindeki hava sahasında seyreden uçakların atıklarının boşaltılması yasaktır.

b) Gemilerden kaynaklanan atıklar lisanslı atık kabul tesislerine ve/veya lisanslı atık alma gemilerine verilir.

Şu anda yürürlükte olan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde bulunan

"Denizlerle İlgili Kirletme Yasakları

Madde 23 - ................

a) Hiç kimse gerekli izni almadıkça yukarıda belirlenmiş sulara veya bu suları etkileyebilecek yakın sulara yasaklanmış veya izne tabi kılınmış maddeleri, Türkiye‘den veya Türkiye dışından getirerek boşaltamaz ve atamaz. " 

maddesi çıkarılmış bulunmaktadır.

Düzenlemesi yapılan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine şu anda yürürlükte olan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 23.maddesinin a bendi Türk karasularında gelecekte yaşanabilecek sıkıntıların önlenmesi maksadıyla teklif kısmında belirtilen maddenin eklenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

 

 

 

 

a) Hiç kimse gerekli izni almadıkça yukarıda belirlenmiş sulara veya bu suları etkileyebilecek yakın sulara yasaklanmış veya izne tabi kılınmış maddeleri, Türkiye‘den veya Türkiye dışından getirerek boşaltamaz ve atamaz. " 

 

"Denizlerle İlgili Kirlenme Kontrolü"

MADDE 12

ç) Hassas alan niteliğindeki koy ve körfezlerde, gemide arıtma cihazı olsa dahi gemilerden evsel nitelikli atıksu boşaltımı yasaktır.           

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hassas ve Az Hassas Su Alanları

Genel Hükümler

MADDE 14 - (1) Hassas su alanları ve az hassas su alanları Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından belirlenir ve dört yılda bir gözden geçirilmesi sağlanır. Az hassas su alanları belirlenirken, deşarj edilen kirlilik yüklerinin, önemli çevre etkilerine neden olabilecek komşu bölgelere taşınabileceği riski de dikkate alınır.

(2) Mahallin en büyük mülki amiri, yeni belirlenecek hassas su alanlarında, bu alanların belirlenmesi tarihinden itibaren 4 yıl içinde mevcut tesisler için gerekli tedbirleri alır.

(3) Mahallin en büyük mülki amiri, az hassas olarak yeniden belirlenmeyen alanlarda, alanın niteliğinin değiştiğinin belirlenmesinden itibaren bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere uyulması için 4 yıl içinde gerekli tedbirleri alır."

Hassas alanlarla ilgili yukarıdaki gibi ifadeler bulunmaktadır. 

 

Taslak Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Hassas Alan ifadesine sıklıkla yer verilmiştir.

 

27 Haziran 2009 tarihli 27271 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanmış olan Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Hassas ve Az Hassas Su Alanları Tebliğinin EK-1‘inde koordinatları ile yayımlanmış hassas alanlar bulunmaktadır. 

 

Bu tebliğdeki gibi iç sularda ve denizlerde ki hassas alanların belirlenmesi ve yayımlanacak olan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin ekinde olması faydalı olacaktır.

 

İç sularda ve denizlerde hassas alanların belirlenmemiş olması nedeni ile kurulmuş olan balık çiftliklerine  (Karadeniz bölgesi için ele alırsak Ordu ili Perşembe ilçesinde kurulmuş olan) yörede yaşayan halk tarafın "Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"e göre kıyaya yakın olması nedeniyle itirazlar olmaktadır.

 

Hassas alanların "Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Hassas ve Az Hassas Su Alanları Tebliği"ndeki gibi koordinat olarak belirlenmesi yaşanan ve yaşanacak olan sıkıntıları önleyeceği değerlendirilmektedir.

Madde 15   

        
b) Bir hassas su alanı içinde yer alan tüm kentsel atıksu arıtma tesisleri toplamında kirlilik yükünün, ilgili idarelerce, toplam fosforda minimum %75 ve toplam azotta minimum %75 arıtma veriminin gösterilmesi durumunda alternatifli olarak, münferit arıtma tesisi için (a) bendinde belirtilen şartlar uygulanmaz.

Ek-1 Tablo 23.‘te Toplam Fosfor için minimum arıtma verimi %80 olarak alınmıştır. Taslak maddesindeki %75 oran (a) bendinin uygulanmama şartı olarak belirlendi ise %80‘den daha yüksek bir değer olması düşünülebilir.

           b) Bir hassas su alanı içinde yer alan tüm kentsel atıksu arıtma tesisleri toplamında kirlilik yükünün, ilgili idarelerce, toplam fosforda minimum %75 ve toplam azotta

minimum %80 arıtma veriminin gösterilmesi durumunda alternatifli olarak, münferit arıtma tesisi için (a) bendinde belirtilen şartlar uygulanmaz.

Madde 17

(2) Atıksu altyapı tesisleri yönetimleri, tevsi ve iyileştirme aşamasındaki mevcut atıksu arıtma tesisleriyle ilgili İş Termin planlarını hazırlayarak, mülki amir kanalıyla Bakanlığa sunmak ve uygulama ile ilgili gelişmeleri altı aylık raporlarla bildirmekle yükümlüdürler.

Kamu kurum ve kuruluşlarında hazırlanan bütçe ve yatırım planları yıllık olarak yapılmakta olup, raporlama periyodunun bir yıllık periyotlarda yapılması uygun olacaktır.

(2) Atıksu altyapı tesisleri yönetimleri, tevsi ve iyileştirme aşamasındaki mevcut atıksu arıtma tesisleriyle ilgili İş Termin planlarını hazırlayarak, mülki amir kanalıyla Bakanlığa sunmak ve uygulama ile ilgili gelişmeleri bir yıllık raporlarla bildirmekle yükümlüdürler.

Kanalizasyon Sistemleri

MADDE 18

  .......................

 (2) İlgili idare tarafından, E.N. 2000‘den fazla toplama alanlarına kanalizasyon sistemi kurulması sağlanır. Ancak kanalizasyon sistemi kurulmasının herhangi bir çevresel yarar sağlamaması ya da teknik ve ekonomik açıdan mümkün olmayan durumlarda, aynı düzeyde çevresel koruma sağlayan bireysel sistemler ya da diğer uygun sistemler kullanılır.

EN 2000 den az olan toplama alanlarında kanalizasyon sisteminin kurulması da ilgili İdare tarafından sağlanmalıdır.

 

    Madde 19 - (1) (c)

 

 

Bu maddede geçen kirleten öder prensibinin, Birinci Bölümde Madde 3‘de (Tanımlar kısmında) tanımı yapılabilir. Ayrıca para ile ödenerek kurtulunmamalı ve kirliliklerin ağır cezai yaptırımlarının da olması gerekmektedir.(Örneğin: ağır metaller gibi zehirli maddelerin atıksuya karışması halinde hem para hem de hapis cezası gibi ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.)

 

 

Madde:20

Kanalizasyon Sistemine Bağlantı Kısıtları   (g) bendi

 

.

 

 

"Endüstriyel nitelikli küçük atıksu kaynaklarının sonu arıtma tesisi ile sonuçlanmayan kanalizasyon sistemine doğrudan veya ön arıtma yaparak ............" denilmektedir.

 

Bu maddenin tamamen sakıncalı olduğu düşünülmektedir. Zira bir altyapı sisteminin sonu arıtma ile sonuçlanmıyorsa alıcı ortama kirlilik taşıyacağı ortadadır. endüstriyel atıksu deşarjları için küçük atıksu kaynağı diğer bir deyişle debileri 50 m3/gün den az olsa dahi bu durumda pek sanayi tesisinin atıksuyunun kanalizasyona kabulü yapılması halinde eşlenik debinin ve kirliliğin ne denli büyük olacağı ortadadır

Bu madde, "endüstriyel nitelikli küçük atıksu kaynaklarının sonu arıtma ile sonuçlanan atıksu altyapı tesislerine doğrudan veya ön arıtma yaparak ........."  olarak değiştirilmelidir.

 

 

Madde: 20

 Kanalizasyon Sistemine Bağlantı Kısıtları  (ğ) bendi

 

  

 

 

"Tehlikeli madde içermen ...................sonu atıksu arıtma tesisi ile sonuçlanmayan kanalizsyon sistemine bu yönetmeliğin ekinde yer alan Tablo:4 de verilen standart değerleri veya kısıtlama yaparak ................" denilmektedir.

Oysa Tablo:4 de         "Kanalizasyon sistemleri biyolojik veya eşdeğeri arıtma ile sonuçlanan atıksu altyapı tesislerinde" sütunu yer almaktadır. 

 

 

Tablo:4 de yeni "sonu arıtma ile sonuçlanmayan atıksu altyapı tesislerinde" şeklinde yeni bir sütün açılarak parametrelerde son derece kısıtlama yapılmalı yada Madde:20 (g) bendinde sonu arıtma ile sonuçlanmayan kanalizasyon sistemlerine doğrudan alıcı ortam standartları sağlatılarak deşarja izin verilmesi yönünde değişiklik yapılmalı. Bu noktada Madde 20 (g) ile Tablo:4  uyumsuzluk göstermektedir. Ayrıca Tablo 4. de sonu arıtma ile sonuçlanan altyapı sistemine verilmesi şartı ile kanalizasyona deşarjı uygun görülen bir atıksuyun tehlikeli madde içermese dahi sonu arıtma ile sonuçlanmayan bir kanalizasyon sistemine verilmesi doğrudan kirlilik yaratacaktır. Özellikle bir sanayi bölgesinde bu şekilde kanalizasyona deşarjına izin verilen pek çok sanayi tesisi olacağı düşünüldüğünde hepsinin birleşerek alıcı ortama kirlilik vermesi son derece yanlış bir uygulama olacaktır. Kaldı ki yanlış imar planı kararları sonucu yerleşim alanlarının içinde kurulan sanayi tesisleri sebebiyle kirlilik hat safhaya yaşanmakta olup, sonu atıksu arıtma tesisi ile sonuçlanmayan kanalizasyon sistemlerine deşarj konusunun bu yönetmelikle daha da kısıtlayıcı hale gelmesi gerekir.

Madde 24

(2) İlgili alt yapı yönetimine ait kanalizasyona deşarj standartlarında verilen en az bir parametre itibarıyla kirlilik yükü ve/veya toplam debi, o kanalizasyon sisteminin taşıdığı kirletici yükünün ve/veya toplam debinin %10‘undan fazla olduğu endüstriyel atıksu kaynakları, Bakanlık tarafından 2872 sayılı Çevre Kanunu‘nun 11inci maddesinde tanımlanan esaslar çerçevesinde bir özel arıtma tesisini kurmak ve işletmekle yükümlü tutulabilirler. Bu durumda alıcı ortama doğrudan boşaltım ilkesi ve atıksu deşarj standartları geçerli olup taşınmaz mal sahibi bu Yönetmeliğin 37 inci maddesi uyarınca ilgili idareden ayrıca izin alır.

E.N.‘u düşük olan köy ve kasabalarda Atıksu Altyapı Yönetimlerinin yapmış oldukları kanalizasyon sistemlerine, sözkonusu bölgede yeni kurulan ve debisi mevcut köy yada kasabadan fazla olan işletmelerin kanalizasyona bağlantı taleplerinde, kanalizasyonun taşıma kapasitesi ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Bu nedenle sözkonusu maddenin "tutulurlar" şeklinde kesin hüküm içermesi Atıksu Altyapı Yönetimi tarafından işletmeye aldırılacak önlemler açısından önemlidir. 

(2) İlgili alt yapı yönetimine ait kanalizasyona deşarj standartlarında verilen en az bir parametre itibarıyla kirlilik yükü ve/veya toplam debi, o kanalizasyon sisteminin taşıdığı kirletici yükünün ve/veya toplam debinin %10‘undan fazla olduğu endüstriyel atıksu kaynakları, Bakanlık tarafından 2872 sayılı Çevre Kanunu‘nun 11inci maddesinde tanımlanan esaslar çerçevesinde bir özel arıtma tesisini kurmak ve işletmekle yükümlü tutulurlar. Bu durumda alıcı ortama doğrudan boşaltım ilkesi ve atıksu deşarj standartları geçerli olup taşınmaz mal sahibi bu Yönetmeliğin 37 inci maddesi uyarınca ilgili idareden ayrıca izin alır.

Madde 26 (3)

Bağlantı Kalite Kontrol İzni; atıksu altyapı tesisleri yönetimi tarafından, ilgili Tebliğ ekinde verilen endüstriyel atıksuların kanalizasyon sistemine bağlantı şartlarını belirleyen Bağlantı Kalite Kontrol İzin Belgesi ile verilir. Bu izin ve belgeler 20, 21, 22 ve 24 üncü maddelerde açıklanan hususlara uyulmak şartıyla verilir.

Bu maddedeki ilgili tebliğ yerine Atıksu Altyapı Tesisleri Yönetimi tarafından çıkarılan Yönetmelik ifadesinin girmesi uygun olacaktır.

Madde 26 (3)

Bağlantı Kalite Kontrol İzni; atıksu altyapı tesisleri yönetimi tarafından çıkarılan Yönetmelik ekinde verilen endüstriyel atıksuların kanalizasyon sistemine bağlantı şartlarını belirleyen Bağlantı Kalite Kontrol İzin Belgesi ile verilir. Bu izin ve belgeler 20, 21, 22 ve 24 üncü maddelerde açıklanan hususlara uyulmak şartıyla verilir.

Madde 27

Arıtılmış Atıksuların Sulamada Kullanımı

 

 

"Sulamada............................. Valilikçe, İl Müdürlüğü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden oluşulacak komisyonca........." denilmektedir.

Sulamada kullanılacak arıtılmış sular tahmin edileceği üzere, ancak debisi büyük kentsel atıksu arıtma tesislerinden sağlanabilecektir. Bu sebeple bu maddede komisyona Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdareleri de eklenmelidir.

 

Madde- 27

Arıtılmış Atıksuların Sulamada Kullanımı

Yayınlanan ilgi tebliğ nedir?

Tebliğ var mıdır? Yoksa Teknik Usular Tebliği mi kullanılacaktır belirtilmelidir.

Madde- 27

Arıtılmış Atıksuların Sulamada Kullanımı

  

Bu başlık altında  atıksu arıtma tesislerinden çıkan suların sulamada kullanılması düşünülmesi halinde bu tür tesislerde azot ve fosfor giderimine ilişkin değerlendirme bulunmamaktadır.

Bu konu ayrıca değerlendirmelidir. Örneğin proje onayı aşamasında arıtılmış suların sulamada kullanılmasının görüldüğü tesislerin azot ve fosfor konusunda ayrı bir standarda veya limite göre değerlendirileceği belirtilmelidir. (zira arıtma tesislerinin özellikle hassa yörelerde ötrofikasyonu önlemek için azot ve fosfor parametreleri açısından son derece katı parametre değerleri uygulanmakta olup, arıtılmış su sulamada kullanılacak ise bu kadar maliyetli ileri arıtmaya gerek bulunmadığı gerçeğinin dikkate alınması gerekmektedir.) 

Madde- 27

Arıtılmış Atıksuların Sulamada Kullanımı

Bu maddede "sulamadan" kastedilen ifade açıkça belirtilmelidir. Zira çim bahçe vb bitkilerin sulanması da aynı kategoride midir?

ÖNERİ: Sulama kapsamında sulanacak bitki türü açıkça belirtilmeli yada bahçe çim vb. sulamasının haricinde gibi bir ifade eklenmelidir. 

Madde 28

(6)Toprağa deşarjın zorunlu olduğu durumlarda, bu Yönetmeliğin Ek-1 indeki Tablo 5-23 arasındaki ilgili sektör tablosunda verilen deşarj standartlarına ilave olarak, ilgili Tebliğdeki sulama suyu kalite kriterlerinden ilgili idarece uygun görülenler esas alınır.  

Büyükşehir Belediyeleri mücavir alan sınırları içinde kanalizasyon hizmeti henüz götürülememiş yada proje aşamasında olan yerlerde bulunan köy kasaba yada endüstri kuruluşlarının münferit arıtma tesislerinden kaynaklanan atıksuları arıtma ve deşarj etme, yada taşıma yükümlülüğü bulunmakla birlikte,  toprağa yapılacak deşarjlarda kanunen sorumlu Büyükşehir Belediyesi Atıksu Altyapı Yönetimleri yani Su Kanalizasyon İdareleridir.

(6)  Büyükşehir Belediyeleri mücavir alan sınırları içindeki arıtma tesislerinden, Toprağa deşarjın zorunlu olduğu durumlarda, bu Yönetmeliğin Ek-1 indeki Tablo 5-23 arasındaki ilgili sektör tablosunda verilen deşarj standartlarına ilave olarak, ilgili Tebliğdeki sulama suyu kalite kriterlerinden Atıksu Altyapı Yönetimi‘nce uygun görülenler esas alınır. Arıtma Tesisi mücavir alan sınırı dışında ise ilgili Tebliğdeki sulama suyu kalite kriterlerinden İl Müdürlükleri‘nce uygun görülenler esas alınır.

Madde 28

"Alıcı ortama doğrudan Deşarj"

 

Bu maddeye tamamen sakıncalıdır. Alıcı ortama doğrudan deşarj yapılamaz kaldi ki sonu arıtma ile sonuçlanan altyapı sistemlerine dahi Tablo: 4 de belirtilen standartlar dahilinde deşarj yapılması öngörülmektedir.

Bu maddenin yeniden değerlendirilmesi VE ALICI ORTAMA DOĞRUDAN DEŞARJ SERBESTİSİNİN KALDIRILMASI gerekmektedir. Kaldı ki yanlış imar planı kararları sonucu yerleşim alanlarının içinde kurulan sanayi tesisleri sebebiyle kirlilik hat safhaya yaşanmakta olup, sonu atıksu arıtma tesisi ile sonuçlanmayan kanalizasyon sistemlerine deşarj konusunun bu yönetmelikle daha da kısıtlayıcı hale gelmesi gerekir.

Madde 29


f) Atıksu arıtma tesislerinde yapılması mecburi olan by-pass kanalının İl Müdürlüğü tarafından mühürlenmesi zorunludur.

Kentsel atıksu arıtma tesislerinin debi değerlerinin büyük olması ve buna bağlı olarak by-pass kanallarının büyük ve geniş olması, ayrıca ardında  bileşik sistemde kanalizasyon ile atıksu toplaması nedeniyle yağmurlu zamanlarda oluşan büyük pik debilerin tesise alınması büyük problemler yaratacaktır. Bunun önüne geçilmesi için Kentsel nitelikli atıksu arıtma tesislerinin mühürleme işleminden muaf tutulması gerekmektedir.

f) Atıksu arıtma tesislerinde yapılması mecburi olan by-pass kanalının İl Müdürlüğü tarafından mühürlenmesi zorunludur. Ancak E.N.‘u 10.000‘in üzerinde olan ve atıksu taşınması  bileşik kanalizasyon sistemi ile olan yerleşim yerlerine ait kentsel atıksu arıtma tesislerinin by-pass hatlarının mühürlenmesi zorunlu değildir.

  Madde 31

(6) Debisi 10.000 m3/gün ve üzerinde olan kentsel atıksu arıtma tesisleri için il müdürlüğünce denetime esas olarak alınan numunelerde yılda 4 kez Tablo 19‘da yer alan ağır metal değerlerine bakılır. Değerlendirme neticesinde alınan numunelerden ikisinde parametre bazında yüksek çıkan değerler olması durumunda Bakanlıkça çevre izni kapsamında Tablo 22‘ye eklenir.

Kentsel atıksu arıtma tesislerine kanalizasyon vasıtası ile gelen atıksulara, şehir içindeki denetim sonrası  ilgili Atıksu Altyapı Yönetimi tarafından Tablo 19‘a göre değerlendirilerek  bağantı izni verilmektedir. Tablo 19 ve Tablo 4‘e bakıldığında,  Tablo 4‘teki kurşun ve toplam krom değerlerinin tablo 19‘daki değerlere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Toplam Krom ve kurşunun kanalizasyon sistemine yüksek konsantrasyonda alınmasına izin verildiği taktirde nihai uçtaki arıtma tesisinin ileri biyolojik kategoride bir tesis olması durumunda dahi sözkonusu parametreleri giderme veriminin ne olacağı belli değildir. bu nedenle Tablo 19, Tablo 4 olarak değiştirlmeli, yada Tablo 4‘teki kurşun ve toplam krom değerleri Tablo 19‘daki seviyeye çekilmelidir.

  (6) Debisi 10.000 m3/gün ve üzerinde olan kentsel atıksu arıtma tesisleri için il müdürlüğünce denetime esas olarak alınan numunelerde yılda 4 kez Tablo 4‘te yer alan ağır metal değerlerine bakılır. Değerlendirme neticesinde alınan numunelerden ikisinde parametre bazında yüksek çıkan değerler olması durumunda Bakanlıkça çevre izni kapsamında Tablo 22‘ye eklenir.

Madde:31

Evsel ve Kentsel Nitelikli Atıksular için Deşarj Standartları"

4. bend

"...............esaslarda yer alan nüfus ve alıcı ortam........." denilmektedir. Buradaki nüfus nedir? anlaşılamamaktadır.

Yönetmelik içinde herhangi bir maddeye yada tabloya atıfta bulunulmalıdır.

 

  

  

  

Madde 36

 İstisnai Hükümler

  

  

  

  

  

  

6. bendinde "Bakanlıkça, alıcı ortamların, mevcut kullanım amaçlarının olumsuz yönde etkilenmesini önlemek veya kalitesini düzeltmek amacı ile bilimsel çalışmalar sonucu oluşturulan Havza Koruma Planı çalışmaları tamamlanıncaya kadar, alıcı ortamdaki su kaynaklarının minimum debileri ve kirlilik seviyesi dikkate alınarak, mevcut atıksu deşarjlarında bu Yönetmelikte öngörülen limitlerin ötesinde kısıtlamalar yapılabilir.  Yapılan kısıtlamaların ilgililerce uygulanması ile ilgili olarak uygun bir termin planı belirlenir" ifade edilmektedir. Bu maddede bilimsel çalışmalarda kullanılan teknikler ile kısıtlamalar açıkça ifade edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Özellikle, ilgili yönetmelik taslağında fosfor ve azotça zengin olan evsel ve endüstriyel atık sular ile tarım drenaj sularının limit değerlerinin havza için belirlenmesi, buna ilişkin arazi kullanım kararları ile havzada yaşayan öneri nüfusun yaratacağı etki gözetilerek, özellikle bölgesel planlama çalışmalarında dikkate alınması gereken arazi kullanım kararları ve potansiyeline değinen herhangi bir koşula veya hususa rastlanılamamıştır.

 

Zamanında önlem alınmaması durumunda, tarımsal alanlardan kaynaklanan yapay ve tabii gübreler ile yanlış ve zamansız pestisit uygulamaları, park ve bahçe sulama, etrafı çevrilmemiş hayvan meraları ve otlak arazileri ile hayvan çiftlikleri, ormancılık faaliyetleri (ağaç kesme, tomruk çekme, yol açma, vb.), kanalizasyon sistemine sahip olmayan kentsel alanlar, inşaat faaliyetleri, kırsal alanlardaki fosseptik sistemlerden gelen sızıntı suları, ıslak (asit yağmurları) ve kuru atmosferik birikim (trafik emisyonları, evsel ve endüstriyel emisyonlar), terk edilmiş veya halen faaliyette olan madencilik alanları, düzensiz katı atık depolama alanları, kentsel yuzeysel akış, kırsal yüzeysel akış ve doğal afetler (toprak ve rüzgar erozyonları, sel, vb.) gibi yayılı kirletici kaynaklarına dayalı kirlenmeler özellikle su toplama havzalarında oksijen miktarının hızla azalması, amonyak içeriğinin artması, dolayısıyla içme suyu standartlarında belirtilen sınır değerlerin aşılması nedeniyle ekolojik çöküşün yaşanmasına neden olmaktadır.

Havzalarda sık rastlanılan ve sürdürülebilir yönetimine gereksinim olduğu önemle belirtilen ötrofikasyon ve nutrient kirliliğine ilişkin olarak "Günlük Maksimum Yük (GMY) (TMDL- Total Maximum Daily Load)"  analizi 1990‘lardan itibaren uygulamaya başlanan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Boyacıoğlu ve Alpaslan‘ın (2002) belirttiği üzere bu yaklaşım kullanılan arıtma teknolojilerine rağmen, yüzeysel sularda beklenen kalite seviyelerinin sağlanamadığı havzalarda deşarj limitlerine sınırlama getirilmesi veya yönetmeliklerde yer almayan kalite değişkenlerine konulması gereken limit değerlerin düzeyinin belirlenmesi için uygulanmakta olup, kentsel gelişime açık havzalarda ise "su kaynaklarının kullanım amaçlarını (içme suyu, sulama suyu) engellemeyecek miktardaki atığı kabul edebileceği" düşüncesinden yola çıkılarak, "sürdürülebilirlik" anlayışıyla, havzanın gelişim kapasitesini belirleyen yöntem olarak tanımlanmaktadır.

Bu konuya örnek olarak;

  • Bölge ölçeğinde; hektar başına besin yükleme konusunda en az katkıda bulunan ormanlık arazilerin arazi kullanım planlamasında maksimize edilmesi verilebilinir. Örneğin, mevcut düzeyde azot akışını tutmak için havza genelinde olması gereken ormanlık arazi miktarının hesaplanması vb.
  • Yerel ölçekte ise; geçirimsiz alan yüzdelerini ve besin yüklerini azalmaya öncelik veren suya duyarlı kentsel tasarım çalışmalarının kriterlerinin oluşturulması, kirlilik yüklerinin azaltılması konusunda arazi kullanım uygulama araçlarının belirlenmesi gibi ifadelerin ve yaklaşımlarım yönetmeliklere yansıtılması öngörülmektedir.

 

Yukarıda ifade edilen gereksinimler imar yönetmeliklerinde olması gereken detayda olması nedeniyle Madde 10‘da görüldüğü üzere "(ilgili) ..........yönetmeliğin hükümleri çerçevesinde yürütülür" olarak ifade edilmesi ile bağlayıcılığının sağlanabileceği  yönünde düşünülmektedir.

 

    Madde 38 - (2)

 

 

 

Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İznine Tabi İşletmeler için Genel Hükümler kısmında geçen bu maddede cezai işlemin uygulanması halinde nasıl bir işlemin yapılacağı belirtilebilir.

 

 

 

 

Madde 40  Denetim

Bu Yönetmelik uyarınca;

  (1) Bu Yönetmelikte yer alan hüküm, yasak, sınırlama ve esaslara uyulup uyulmadığının denetimi Bakanlık ve İl Müdürlüğü tarafından yapılır.

2) Büyükşehirlere içme ve kullanma suyu temin edilen kıtaiçi yüzeysel su kaynakları havzalarındaki denetim faaliyetlerinden 2560 sayılı Kanun çerçevesinde Büyükşehir Belediyeleri sorumludur.

 

(3) 2872 sayılı Çevre Kanunu çerçevesinde Büyükşehir Belediyeleri haricindeki yerleşimlere, içme ve kullanma suyu temin edilen su havzalarındaki denetim faaliyetlerinden Bakanlık ve İl Müdürlüğü sorumludur.

(4) Kanalizasyon sistemlerine her türlü deşarj, Bağlantı İzni ile Bağlantı Kalite Kontrol İzin Belgesi‘nde belirtilen hükümlere uyulup uyulmadığının denetiminden atıksu altyapı tesisleri yönetimleri sorumludur

 

(5) Alıcı ortama atıksu deşarjı ve/veya derin deniz deşarjı ile ilgili çevre izni alan kurum, kuruluş ve işletmeler, tesislerini kurup işletmeye aldıktan sonra da Çevre İzin Belgesi‘nde öngörülenin ötesinde kirletici atmamakla ve gerek alıcı ortam, gerekse deşarj standartlarını aşmamakla yükümlüdürler.

Alıcı ortam atıksu deşarjı ve/veya derin deniz deşarjı ile ilgili kimin sorumlu olduğuna açıklık getirilecek madde ilave edilmelidir.

Madde 40.6 Alıcı ortama atıksu deşarjı ve/veya derin deniz deşarjı ile ilgili denetim faaliyetlerinden Bakanlık ve İl Müdürlükleri sorumludur

Madde 42(1)  Bu Yönetmelik çerçevesinde, kurulacak olan atıksu arıtma/derin deniz deşarjı tesislerine ait projeler Bakanlıkça yayımlanan ilgili mevzuat çerçevesinde onaylanır.

Bu madde de sadece Atıksu Arıtma/ Derin Deniz Deşarjlarına ait Projelerin Bakanlık tarafından onaylanacağı belirtilmiştir. Kanalizasyon sistemi öncesi yaptırılacak olan Atıksu Arıtma Tesisleri Proje onaylarının Atıksu Altyapı Tesisleri Yönetimi tarafından yapılması gerektiği şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır.

Madde 42 (1) Bu Yönetmelik çerçevesinde, kurulacak olan atıksu arıtma/derin deniz deşarjı tesislerine ait projeler Bakanlıkça yayımlanan ilgili mevzuat çerçevesinde onaylanır.  Kanalizasyon Sistemleri öncesinde kurulacak olan Atıksu Arıtma Tesisleri Proje Onayları Atıksu Altyapı Yönetimi tarafından yapılır.

  

Madde 43  (1) Atıksuların nitelik ve niceliklerinin kontrolü, kirliliğin azaltılması ve arıtılması ile yürürlükteki atıksu deşarj standartlarının sağlanıp sağlanmadığının uygun aralıklarla ve düzenli bir biçimde izlenmesi ve belgelenmesi kirletenlerin sorumluluk ve yükümlülüğündedir.

(2) Atıksu arıtma tesisi işletmecileri, Atıksu Konulu Çevre İzin Belgesi‘nde belirtilen aralıklarla yetkili laboratuarda ölçüm ve analiz yaptırmak suretiyle kontrol etmekle, atıksuların özellikleri ve miktarlarına ilişkin bilgileri belirlemek, belgelemek ve denetimlerde beyan etmekle, atıksu arıtma tesisine ve atıksulara ait bilgilerin Bakanlık tarafından oluşturulacak veri tabanına kaydetmek ve güncellemekle sorumludur. İşletmeciler yapmış/yaptırmış oldukları ölçüm ve analizlerin sonuçları ile raporların asıllarını en az beş yıl süreyle saklanmak zorundadır.

Madde 43‘ün 2.bendinde Atıksu konulu Çevre İzin Belgesine esas işletmecilerin ölçüm analiz belgeme ve bildirim yükümlülüğünden bahsedilmiş ancak kanalizasyona deşarj eden işleticilerin ölçüm analiz belgeleme ve bildirimlerinin nasıl olacağına ilişkin bir hüküm yer almamıştır.Bu nedenle 43-(3) olarak yeni madde ilave edilmelidir.

Madde 43 (3) Kanalizasyon sistemlerine deşarj eden Atıksu Arıtma Tesisleri İşleticileri  Bağlantı Kalite Kontrol Ruhsatlarında belirtilen aralıklarla yetkili Laboratuarda ölçüm ve analiz yaptırılmak suretiyle kontrol etmekle, atıksu özellikleri ve miktarlarına ilişkin bilgileri belirlemek, belgelemek ve denetimlerde beyan etmek ve Atıksu Altyapı Yönetimlerine bu bilgileri sunmakla yükümlüdürler.

    Madde 43 - (8)

  

 

İzleme kısmında geçen bu maddede cezai işlemin uygulanması halinde nasıl bir işlemin yapılacağı belirtilebilir. 

 

Madde 44 (1) Bu Yönetmelikte yer alan hüküm, yasak, sınırlama ve esaslara aykırı davrananlara Çevre Kanunu hükümleri doğrultusunda idari yaptırım uygulanır. 

 

 

 

 

Madde 23 (d) bendinde Atıksu Altyapı Tesislerinin kullanımına ilişkin İhlallerde Atıksu Altyapı Yönetimi kendi mevzuatı çerçevesinde gerekli işlemleri yapar denilmiştir. Ancak Atıksu Altyapı Tesisleri Yönetimleri Atıksu kirliliği açısından denetimleri sürdürmekte, yükümlülüklerini yerine getirmeyen atıksu arıtma tesisleri işleticilerine yönetmelikleri kapsamında kirlilik önlem payı tahakkuk ettirmekte, faaliyetlerin durdurulması için ilgili kurumlara bildirilmekte, ancak  kapatma kararlarına rağmen işleticiler mühür fevki yaparak önlemlerini almaksızın faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Bu  nedenle çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi ilkesinin Atıksu Altyapı Tesisleri Yönetmeliklerince etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için Atıksu Altyapı Yönetimlerinin İdari yaptırım kararı verme ve uygulama yetkisinin verilmesi gerekmektedir. Madde 44 (1)‘e bu doğrultuda ilave yapılmalıdır.

Madde 44 (1) Bu Yönetmelikte yer alan hüküm, yasak, sınırlama ve esaslara aykırı davrananlara Çevre Kanunu hükümleri doğrultusunda idari yaptırım uygulanır.  Kanalizasyon sistemlerine deşarj eden işleticilerin ihlallerinde ise Atıksu Altyapı Tesisleri Yönetimleri kendi mevzuatları dışında çevre kanunu hükümleri doğrultusunda İdari yaptırım uygulama hakkına sahiptirler.

Madde 45-(1) 31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

 "31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği sonrası değişiklik tarihlerininde girmesi gerekmektedir.

 

Madde 45(1) 31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı, 13.02.2008 tarihli 26786 sayılı, 30.03.2010 tarihli 27537 sayılı, 25.03.2012 tarihli 28244 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

  

Madde 45



(2) 8/1/2006 tarihli ve 26047 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği‘nde ve Taslak S.K.K.Y.‘de tanımlanan E.N. 2.000 kişinin üzerinde olan tesislerin Tablo 22 ve 23‘e göre arıtım yapabilmeleri için İleri biyolojik arıtım sistemlerine geçmeleri yani C,N ve P giderimi yapabiliyor olmaları gerekmektedir. Ülkemizde E.N.‘u 2.000‘i geçen yerleşim yerlerinde bulunan arıtma tesislerinin birçoğu birincil ve ikincil arıtma olup sadece C giderimi yapabilmektedir. Bu nedenle Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Geçici Madde 1‘de belirtilen geçiş süreleri aynen kalmalı yada makul olarak yeniden düzenlenmelidir.

(2) 8/1/2006 tarihli ve 26047 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Geçici Madde 1 haricindeki maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Ek 1. Tablo 1 Diğer Parametreler

Diğer parametrelerin açıklanmasında "Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin kontrol Yönetmeliğinde bu parametreler için verilen sınır değerlere uyulmalıdır" ifadesinde bu parametrelerin hangi parametreler olduğu anlaşılmamaktadır. Açıklık getirilmesi gereklidir.

 

Ek 1.Tablo 4

Bu Tablodan Toplam Sülfür, Serbest Klor, parametrelerinin çıkarıldığı belirlenmiş olup, Toplam sülfür ve Serbest Klor parametreleri özellikle Tekstil Sanayinin Halı Yıkama ve Kot Taşlama sektörlerinde kullanılan hammadde-lere bağlı olarak işletmelerin hamsularında izlenmektedir. Bu nedenle sözkonusu Serbest Klor ve Toplam Sülfür parametrelerinin  kanalda yaratacakları zarar,ziyan ve tıkanıklık risklerinin fazla olması nedeni çıkarılmaması gerek-mektedir.

Tablo 4‘e Serbest Klor ve Toplam Sülfür eklenmeli

Ek 1.Tablo 4

Bu tablonun Kanalizasyon Sistemleri Biyolojik veya Eşdeğeri Arıtma ile sonuçlanan Atıksu Altyapı Tesislerinde; Sütununda Toplam Kjeldahı Azotu ve Toplam Fosfor parametrelerine bir sınır değer verilmemiş, ancak "bu parametrelere atıksu değerlendirilmesinde bakılmayacaktır" şeklinde not düşülmüştür. Tablo 4‘e esas bütün numuneler atıksu numunesi olduğundan bu ifade anlaşılamamıştır.Bu nedenle açıklık getirilmesi gerekmektedir.

 

Ek 1. Tablo 4 Yüzey Aktif Maddeler

Biyolojik olarak parçalanması Türk Standartları Enstitüsü (TSE) standartlarına uygun olmayan maddelerin boşaltımı yasaktır.

Bu parametre için bir sınır değer verilmesi yada biyolojik olarak parçalanması Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun olmayan maddelerin yazılması uygun olacaktır.

 

Ek 1, Tablo 14.15

Bu sektörde Balık Biyodeneyi (ZSF) Temsili Anlık veya 2 saatlik kompozit numune değeri 100 olarak belirtilmiştir.Bu değerin çok yüksek olduğu düşünülmektedir.Bu değerin tekrar incelenerek açıklık getirilmesi uygun olacaktır.

 

Ek 1, Tablo 14.18

Bu madde başlığı standartları ile birlikte Endüstriyel Nitelikli Diğer Atıksulardan alınmış olup, başlığının kimya sanayi olarak değiştirilmesi uygun olacaktır.

Tablo 14.8: Sektör: Kimya Sanayi (Tutkal ve zamk üretimi)

k 1, Tablo 15.15

Arsenik parametresine tek yıldız konulmasına rağmen tablonun altında açıklama getirilmemiştir. Tek yıldıza açıklama getirilmesi uygun olacaktır.

 

Ek 1 Tablo 17

 

 

 

Bu sektörden "Yağ ve Gres" parametresinin çıkarıldığı görülmüştür. Sözkonusu Yağ ve Gres parametresi bu tip sanayi gruplarının prosesleri gereği oluşan atıksularda oldukça sık rastlanan bir parametredir.Bu nedenle sektör grubunda  özellikle Yağ ve Gres parametresinin analiz-lenmesi uygun olacaktır

 

 

GENEL

Yönetmeliğin herhangi bir yerinde azot ve fosfor giderimi için belirtilen herhangi bir nüfus kriterine rastlanmamıştır.

ÖNERİ: Kentsel atıksu arıtma tesisleri yönetmeliği gereği bu sınır 10.000 kişi idi. bu yönetmelikte kaç kişi olacağı belirtilmelidir.

 

  • SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ TABLO 22 VE TABLO 23 İÇİN HAZIRLANAN ÖNERİLER

TABLO 22: DERİN DENİZ DEŞARJINA İZİN VERİLEBİLECEK ATIKSULARIN ÖZELLİKLERİ

PARAMETRE

SINIR

AÇIKLAMA

pH

6-9

-

Sıcaklık

35 ˚C

-

Askıda katı madde (mg/L)

350

-

Yağ ve gres (mg/L)

15

-

Yüzer maddeler

Bulunmayacaktır

-

Kimyasal oksijen ihtiyacı, KOİ (mg/L)

500 (400‘den 500‘e yükselmiştir.)

-

Toplam azot (mg/L)

40

-

Toplam fosfor (mg/L)

10

-

Yüzey aktif maddeler (mg/L)

10

Biyolojik olarak parçalanması Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun olmayan maddelerin boşaltımı prensip olarak yasaktır.

Diğer parametreler

 

Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte bu parametreler için verilen sınır değerlere uymalıdır.

* BOİ5 parametresi kaldırılmıştır.

 

 

TABLO 23 : DERİN DENİZ DEŞARJLARI İÇİN UYGULANACAK KRİTERLER

PARAMETRE

LİMİT

Sıcaklık

Deniz ortamının seyreltme kapasitesi ne olursa olsun, denize deşarj edilecek suların sıcaklığı 35 ˚C yi aşamaz. Sıcak/soğuk su deşarjları, difüzörün fiziksel olarak sağladığı birinci seyrelme (S1) sonucunda karıştığı deniz suyunun sıcaklığını, Haziran-Eylül aylarını kapsayan yaz döneminde 1 ˚C den, diğer aylarda ise 2 ˚C den fazla değiştiremez. Ancak, deniz suyu sıcaklığının 28 ˚C‘nin üzerinde olduğu durumlarda, soğutma amaçlı olarak kullanılan deniz suyunun deşarj sıcaklığına herhangi bir sınırlama getirilmeksizin, alıcı ortam sıcaklığını 3 ˚C‘den fazla değiştirmeyecek şekilde deşarja izin verilebilir.

Tuzluluk

Kapasiteleri 1.000 m3/gün‘den fazla olan deniz suyundan içme/kullanma suyu elde etme tesislerinde açığa çıkan konsantre akımları ve benzeri çok yoğun tuzlu su deşarjlarında, ilk karışım bölgesindeki (birinci seyrelme sonrası) tuzluluk artışı hassas deniz bitkilerinin (deniz çayırları) yaygın olarak bulunduğu bölgelerde binde 2 (2 ppt), diğer yerlerde ise binde 4 (4 ppt)‘ü aşmamalıdır.

Mikrobiyolojik parametreler

(toplam koliform, fekal koliform, fekal streptokok)

Mikrobiyolojik parametreler açısından Yüzme suyu Yönetmeliği limitlere uyulacaktır.

Katı ve yüzen maddeler

Difüzör çıkışı üzerinde, toplam genişliği o noktadaki deniz suyu derinliğine eşit olan bir şerit dışında gözle izlenebilecek katı ve yüzer maddeler bulunmayacaktır.

* Tuzluluk yeni parametre olarak girmiştir.    ** "Diğer Parametreler" kısmı kaldırılmıştır.

"YÜRÜRLÜLÜKTEKİ SKKY İLE TASLAK SKKY TABLO KARŞILAŞTIRILMASI" için tıklayınız.

 


 

Dosyalar

(26 KB) (12.10.2012 17:25:20)

PDF uzantılı Makale dosyalarını veya diğer Ek Dosyaları okuyabilmeniz için
Acrobat® Reader®'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
Acrobat® Reader® yüklemek için

Okunma Sayısı: 3212

Tüm Odamız Görüşleri »

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.